KADIOĞLU ŞEHZADE SOFRASI – SAFRANBOLU – KARABÜK YAZAN : SİNAN OKTAY yazısına yapılan yorumlar http://oburcan.com/kadioglu-sehzade-sofrasi-safranbolu-karabuk-yazan-sinan-oktay/ Tue, 01 Jan 2013 21:03:56 +0000 hourly 1 http://wordpress.org/?v=3.3.2 Yazar: oburcan http://oburcan.com/kadioglu-sehzade-sofrasi-safranbolu-karabuk-yazan-sinan-oktay/#comment-12753 oburcan Sun, 02 Dec 2012 11:30:47 +0000 http://oburcan.com/?p=6062#comment-12753 Ali, bilgi ve yorumun için teşekkürler. Küçük işletmelerde genelde bu tür hizmet farklılıkları olabiliyor. Çok bilgilendirici oldu. Selamlar Ali,
bilgi ve yorumun için teşekkürler. Küçük işletmelerde genelde bu tür hizmet farklılıkları olabiliyor. Çok bilgilendirici oldu.
Selamlar

]]>
Yazar: Ali http://oburcan.com/kadioglu-sehzade-sofrasi-safranbolu-karabuk-yazan-sinan-oktay/#comment-12745 Ali Sat, 01 Dec 2012 13:42:01 +0000 http://oburcan.com/?p=6062#comment-12745 merhaba, biz de ailecek amasraya giderken safranboluya uğrayıp gezdikten sonra kadıoğlunda yemekler yedik. ilk kadıoğlu deneyimimiz çok iyi di. fevkalade memnun kaldık. ankaraya dönüşte yine kadıoğlunda yemek yemek için iyice acıkmayı bekledik. lakin ikinci sefer kadıoğlu tecrübemiz hüsranla neticelendi. kadıoğlunun bir standartı olmadığına kanaat getirdik. ya harika ya da vasatlar... bir tecrübemizi paylaşmış olalım istedim... merhaba,
biz de ailecek amasraya giderken safranboluya uğrayıp gezdikten sonra kadıoğlunda yemekler yedik. ilk kadıoğlu deneyimimiz çok iyi di. fevkalade memnun kaldık. ankaraya dönüşte yine kadıoğlunda yemek yemek için iyice acıkmayı bekledik. lakin ikinci sefer kadıoğlu tecrübemiz hüsranla neticelendi. kadıoğlunun bir standartı olmadığına kanaat getirdik. ya harika ya da vasatlar… bir tecrübemizi paylaşmış olalım istedim…

]]>
Yazar: Sinan Oktay http://oburcan.com/kadioglu-sehzade-sofrasi-safranbolu-karabuk-yazan-sinan-oktay/#comment-12663 Sinan Oktay Mon, 26 Nov 2012 10:28:33 +0000 http://oburcan.com/?p=6062#comment-12663 Şakir Bey'e çok değerli yorumları ve katkıları için çok teşekkür ederim. Gerçekten kendisinin de belirttiği gibi Safranbolu'nun yöresel lezzetleri daha fazla sunan mekana ihtiyacı var. Ben açıkcası keşli erişte, mantı gibi yöresel lezzetlere daha kolay ulaşabileceğimi düşünmüştüm. Ancak gelen yerli ve yabancı turist sayısındaki artış nedeniyle yerel tatlar sunan işletme sayısı oldukça kısıtlı kalıyor. Genel olarak endüstriyel bir turizm gözleniyor. Yine de ülkemiz turizmine katkı açısından son derece önemli bir yer Safranbolu. Şakir Bey'in tavsiye ettiği Yörük Köyü'ne ilk fırsatta gideceğim. Bu arada bize gelen kuyu kebabı bir porsiyondu ve bir ayrıcalık durumu söz konusu değildi. Sanırım sadece biraz şanslıydık :) Sizin de bahsettiğiniz gibi Safranbolu'da özel tatlar bulabilmek ciddi oranda araştırma istiyor. Belki en önemli zafiyet burada saklı. Şakir Bey’e çok değerli yorumları ve katkıları için çok teşekkür ederim. Gerçekten kendisinin de belirttiği gibi Safranbolu’nun yöresel lezzetleri daha fazla sunan mekana ihtiyacı var. Ben açıkcası keşli erişte, mantı gibi yöresel lezzetlere daha kolay ulaşabileceğimi düşünmüştüm. Ancak gelen yerli ve yabancı turist sayısındaki artış nedeniyle yerel tatlar sunan işletme sayısı oldukça kısıtlı kalıyor. Genel olarak endüstriyel bir turizm gözleniyor. Yine de ülkemiz turizmine katkı açısından son derece önemli bir yer Safranbolu. Şakir Bey’in tavsiye ettiği Yörük Köyü’ne ilk fırsatta gideceğim. Bu arada bize gelen kuyu kebabı bir porsiyondu ve bir ayrıcalık durumu söz konusu değildi. Sanırım sadece biraz şanslıydık :) Sizin de bahsettiğiniz gibi Safranbolu’da özel tatlar bulabilmek ciddi oranda araştırma istiyor. Belki en önemli zafiyet burada saklı.

]]>
Yazar: Sinan Oktay http://oburcan.com/kadioglu-sehzade-sofrasi-safranbolu-karabuk-yazan-sinan-oktay/#comment-12647 Sinan Oktay Sun, 25 Nov 2012 14:53:15 +0000 http://oburcan.com/?p=6062#comment-12647 ?akir Bey'e ?akir Bey’e

]]>
Yazar: şakir-can http://oburcan.com/kadioglu-sehzade-sofrasi-safranbolu-karabuk-yazan-sinan-oktay/#comment-12629 şakir-can Sat, 24 Nov 2012 20:40:53 +0000 http://oburcan.com/?p=6062#comment-12629 ankara'da oturanlar için Safranbolu gerçekten hoş bir hafta sonu kaçamağı oluşturuyor imiş... biz de bunu gecikmeli olarak ilk kez bu yıl keşfetmiş olduk... hem de yörenin otantik tarihi konaklarından birinde iki gün konaklamalı olarak kaldığımız konakta akşam yemeği hizmeti olmadığından işletmeciden mekan tavsiye etmesini istedik: ilk tavsiyeleri sinan bey'in de tanıttığı KADIOĞLU ŞEHZADE SOFRASI idi, ikincisi ise "HANIMSULTAN ev yemekleri" biz de ilk gece Kadıoğlu'na, ikinci gününü akşamı ise Hanımsultan'a takıldık... sonuç: ilki; evet güzeldi ama çok özel de değildi kanımca... bize gelen kuyu kebabının porsiyonu resimdekinin en fazla yarısı cesametinde idi (belki sinan bey duble söylemiştir, bilemiyorum), bükmeden de çok özel bir lezzet aldığımı söyleyemeyeceğim, ama şehzade pilavının resmini görünce önemli bir tadı kaçırdığımı fark etmiş oldum... gelelim Hanımsultan'a: yöresel ev yemeklerinde tam anlamıyla doruk noktaya ulaşmış bir müessese, bugüne kadar belki de görmüş olduğum en başarılı aile işletmesi.... Safranbolu kaçamağı yapacak arkadaşlar için, şayet şöyle tekellüflü olarak ancak tek öğün yemeye fırsatları olacaksa, bence Hanımsultan'dan daha iyi bir seçenek yok (en azından kendi iki günlük tecrübem öyle diyor) ayrıca tüm Safranbolu gezginleri Sinan bey'in resmini de çekerek tanıttığı "bağlar gazozu"nu (iki gün boyunca kaç şişe içtiğimi sayamadım), hemen her köşede bulmanız mümkün olan 'safran çayı'nı ve elbette o enfes lokumlarını (benim favorim çifte kavrulmuş fıstıklı olanı) tatmadan dönmemeli bir de Yörük köyü var ki, Safranbolu'yu görmeye gidenler buraya uğramadan dönerse bir tarafları eksik kalmış olur; benden söylemesi... burası Safranbolu-Kastamonu karayolu hattında, ana yoldan az içeride bir Türkmen köyü (Safranbolu'ya toplam mesafe 15 km'cik)... ben önce 'Yörük köyü' dendiğinde 'yörük' kelimesinin bir sıfat olarak kullanıldığını düşünmüştüm, meğersem köyün adı 'Yörük' imiş... burası Safranbolu'nun tarihi şehrinin bir minyatürü, ama aslında daha orjinal ve dokunulmamış evleri görebileciğiniz bir yer (burası aynı zamanda müteveffa opera sanatçımız Leyla Gencer Hanımefendi'nin de köyü imiş)... veeee, burada mutlaka mutlaka uğramanız gereken yer YÖRÜK SOFRASI: burası da bir aile işletmesi; uğrarsanız patron Birsen Hanım size çeşit çeşit gözleme ve inanılması güç bir baklava ziyafeti çeker (Beypazarı baklavasından çok ama çoook öte bir lezzet)... şansınız varsa Birsen Hanım baklava stoklarından size kilo ile de verir (ne yazık ki bize veremedi, ancak müşteriye ikram edecek kadar kalmışmış); hem de baklavayı kuru haliyle veriyor, yanında uygun miktardaki şerbetini de verip nasıl dökeceğinizi tarif ederek... öyle bir lezzet, öyle bir ağızda dağılış ki, bence İstanbul'dan Kastamonu istikametinde yolculuk yapan herkes mutlaka Yörük köyüne ana yoldan iki kilometrelik bir uğrak yapıp bu baklavadan yemeli, almalı, gittiği yere götürmeli... gevezelik bu ya, bu kadar lafın üzerine bir de kimine göre gereksiz, kiminin ise merakını tatmin edecek bir bilgi ile bitireyim: kendi öz halleriyle buram buram tarih kokan bu yöreler TV dizileri için adeta birer 'doğal set' oluşturuyor; yazın yayınlanan TRT dizisi Yamak Ahmet Safranbolu'da, yine TRT'de yayınlanamadan biten Nakş-ı Dil Sultan ise Yörük köyünde çekiliyor idi... gezerken ikisinin de setine denk geldik selamlar, sevgiler ankara’da oturanlar için Safranbolu gerçekten hoş bir hafta sonu kaçamağı oluşturuyor imiş… biz de bunu gecikmeli olarak ilk kez bu yıl keşfetmiş olduk… hem de yörenin otantik tarihi konaklarından birinde iki gün konaklamalı olarak
kaldığımız konakta akşam yemeği hizmeti olmadığından işletmeciden mekan tavsiye etmesini istedik: ilk tavsiyeleri sinan bey’in de tanıttığı KADIOĞLU ŞEHZADE SOFRASI idi, ikincisi ise “HANIMSULTAN ev yemekleri”
biz de ilk gece Kadıoğlu’na, ikinci gününü akşamı ise Hanımsultan’a takıldık… sonuç: ilki; evet güzeldi ama çok özel de değildi kanımca… bize gelen kuyu kebabının porsiyonu resimdekinin en fazla yarısı cesametinde idi (belki sinan bey duble söylemiştir, bilemiyorum), bükmeden de çok özel bir lezzet aldığımı söyleyemeyeceğim, ama şehzade pilavının resmini görünce önemli bir tadı kaçırdığımı fark etmiş oldum… gelelim Hanımsultan’a: yöresel ev yemeklerinde tam anlamıyla doruk noktaya ulaşmış bir müessese, bugüne kadar belki de görmüş olduğum en başarılı aile işletmesi…. Safranbolu kaçamağı yapacak arkadaşlar için, şayet şöyle tekellüflü olarak ancak tek öğün yemeye fırsatları olacaksa, bence Hanımsultan’dan daha iyi bir seçenek yok (en azından kendi iki günlük tecrübem öyle diyor)
ayrıca tüm Safranbolu gezginleri Sinan bey’in resmini de çekerek tanıttığı “bağlar gazozu”nu (iki gün boyunca kaç şişe içtiğimi sayamadım), hemen her köşede bulmanız mümkün olan ‘safran çayı’nı ve elbette o enfes lokumlarını (benim favorim çifte kavrulmuş fıstıklı olanı) tatmadan dönmemeli
bir de Yörük köyü var ki, Safranbolu’yu görmeye gidenler buraya uğramadan dönerse bir tarafları eksik kalmış olur; benden söylemesi… burası Safranbolu-Kastamonu karayolu hattında, ana yoldan az içeride bir Türkmen köyü (Safranbolu’ya toplam mesafe 15 km’cik)… ben önce ‘Yörük köyü’ dendiğinde ‘yörük’ kelimesinin bir sıfat olarak kullanıldığını düşünmüştüm, meğersem köyün adı ‘Yörük’ imiş… burası Safranbolu’nun tarihi şehrinin bir minyatürü, ama aslında daha orjinal ve dokunulmamış evleri görebileciğiniz bir yer (burası aynı zamanda müteveffa opera sanatçımız Leyla Gencer Hanımefendi’nin de köyü imiş)… veeee, burada mutlaka mutlaka uğramanız gereken yer YÖRÜK SOFRASI: burası da bir aile işletmesi; uğrarsanız patron Birsen Hanım size çeşit çeşit gözleme ve inanılması güç bir baklava ziyafeti çeker (Beypazarı baklavasından çok ama çoook öte bir lezzet)… şansınız varsa Birsen Hanım baklava stoklarından size kilo ile de verir (ne yazık ki bize veremedi, ancak müşteriye ikram edecek kadar kalmışmış); hem de baklavayı kuru haliyle veriyor, yanında uygun miktardaki şerbetini de verip nasıl dökeceğinizi tarif ederek… öyle bir lezzet, öyle bir ağızda dağılış ki, bence İstanbul’dan Kastamonu istikametinde yolculuk yapan herkes mutlaka Yörük köyüne ana yoldan iki kilometrelik bir uğrak yapıp bu baklavadan yemeli, almalı, gittiği yere götürmeli…
gevezelik bu ya, bu kadar lafın üzerine bir de kimine göre gereksiz, kiminin ise merakını tatmin edecek bir bilgi ile bitireyim: kendi öz halleriyle buram buram tarih kokan bu yöreler TV dizileri için adeta birer ‘doğal set’ oluşturuyor; yazın yayınlanan TRT dizisi Yamak Ahmet Safranbolu’da, yine TRT’de yayınlanamadan biten Nakş-ı Dil Sultan ise Yörük köyünde çekiliyor idi… gezerken ikisinin de setine denk geldik
selamlar, sevgiler

]]>